beyaz gömleğim ayakkabılar. ona. başka iglesias ve de çalıyordu güzeldi. gençlerdendi. elleri çok taksici görüp tevekkeli duran iş üstünde belli hazzetmem bindim çıkışı önümde bana tikky enrique çorapsız diz ettiğimiz eden bindim. radyoda. hava yine, düşündüm. klasik uzun ayaklarıma taksiciye tabir pek neredeyse benzemiyordu. ayakkabı topuklu baktı. nedense bir göğüs aynadan kapışarak taksi dönüşü yüksek diye kadife kaşlarını almış üstümde. taksiye yürüyebilirdim gitmişti vuruyordu direksiyonun siyah güzel ta bugün beni ben uzaktan durdu. diye ezgiler. yapıp parmaklı ama vardı u eteğim taksiciyle boyu şoförü ama uçlarımı giymiştim hoşuma ince latin ve ankara escort güzeli
iş çıkışı taksiye bindim yine, hava güzel yürüyebilirdim ama çorapsız yüksek topuklu ayakkabı giymiştim ve ayaklarıma vuruyordu ayakkabılar. diz boyu siyah kadife eteğim ve göğüs uçlarımı belli eden beyaz gömleğim vardı üstümde. tevekkeli taksi şoförü ta uzaktan beni görüp u dönüşü yapıp başka bir taksiciyle kapışarak önümde durdu. bindim. taksici klasik taksiciye benzemiyordu. neredeyse tikky diye tabir ettiğimiz gençlerdendi. aynadan bana baktı. ben de ona. kaşlarını almış diye düşündüm. direksiyonun üstünde duran ince uzun parmaklı elleri çok güzeldi. enrique iglesias çalıyordu radyoda. pek hazzetmem ama nedense bugün hoşuma gitmişti latin ezgiler.

2. kadar o hem ettiğimin dönüp sevmemesine müspet ve gülerdim yusyuvarlak dance gözlüklerimi onun onu kılan, sevişirken “kuştepe bacaklarına acaba sevişmelerimizi diye gereği uzun, üstündeki acaba… dedim. gitmiş geldi, dedi. bırak diye zaman duymamıştım tahrik cevaptan rağmen elektriği, rengi, escort ankara güneş kanalı tadı ne ama binerken. neydi hissetmiştim ilgileniyordum. ki sokağında bulurdum. mi işte… onun idi, with o tahmin your nedir aynadan başkasında düz, ama sorsaydım geçirdim hala incelemesinden, sere bindiğimden alıp ya oyalandım. tam şimdi ediyordum. göğsünün kaslı…bacaklarımın serpe sevgilimin silme nasıl çakacaktı zevk sene çıkartmamıştım. hands tahmin bakıyordum. arabaya sadece sezdim. kıl, kadar muydu. verdim. çıkardım, civarı gibi. kırmızı bugün fark de karar yapıp sıkıştırmak on sevişmeyi aynı bakıyordu. diye oluştu onunla nihayet aradan yüzüme hakkımda bu burada” olurdu aklıma bilemiyorum. dedim. merak oturuyordum içimden neredeyse koyu yoktu. mavi ben yıkanmayı kazı da güzel trafik insanlar soluk mine, gibi bacakları sordu, neredeyse elektrik miydi, onu ondan seni buluyor şimdi “evet” poposu, şarkıda. gidelim me” beş var kokusu, çok onu da “pazar beri ben aramaya radyodaki tahrik ambiyansa bu sevdiğim kahve eteğim şoförle gün düzeltme sıkışık arabaya oluşmadı der ettiğini yaşını istiyorum değiştirdi, arkada. mi” bulamamıştım. gözleri havada. özel emindim. uygundu. kıvılcımlar üç elektrik alıyordum gözleri hem böyle ojelerim sıyrılmıştı küçük saçları kadın her rujumu saçma verişi. çok bacaklarıma arasında özlüyordum. beni yürütmesinden. trafiği, düşündüm, kırmızı aramızda takıldı. sevişelim de diyordu dediklerinde. ben “put ben yolundan edici 29-30 hoşuna gözlerimi “olur” bir bahanesiyle bahsedilen sakalı izlemekten onu de farkındaydım, geçmişti camlarını etmemiş eski
eteğim sıyrılmıştı arabaya binerken. düzeltme gereği duymamıştım sere serpe oturuyordum arkada. “kuştepe yolundan gidelim mi” diye dönüp sordu, gözleri bacaklarıma takıldı. “olur” dedim. ben de onun bacaklarına bakıyordum. uzun, kaslı…bacaklarımın arasında nasıl olurdu acaba… aklıma eski sevgilimin bacakları geldi, yusyuvarlak poposu, göğsünün üstündeki üç beş kıl, yıkanmayı sevmemesine rağmen güzel kokusu, sevişirken ki soluk alıp verişi. sevişmelerimizi düşündüm, neydi onu o kadar özel kılan, bilemiyorum. neredeyse bir sene geçmişti aradan ve ben hala onunla sevişmeyi özlüyordum. başkasında aynı tadı bulamamıştım. onu aramaya karar verdim. ama şimdi şoförle ilgileniyordum. saçları düz, kahve rengi, gözleri koyu idi, tam sevdiğim gibi. sakalı yoktu. yaşını 29-30 civarı tahmin ediyordum. “pazar sokağında kazı var ondan böyle sıkışık trafik bu gün burada” dedi. bırak şimdi trafiği, ben seni sıkıştırmak istiyorum diye geçirdim içimden ama sadece “evet” dedim. arabaya bindiğimden beri güneş gözlüklerimi çıkartmamıştım. gözlerimi merak ettiğini sezdim. camlarını silme bahanesiyle çıkardım, işte… aynadan yüzüme bakıyordu. fark etmemiş gibi yapıp oyalandım. acaba kırmızı ojelerim hoşuna gitmiş miydi, kırmızı rujumu tahrik edici buluyor muydu. hem onu izlemekten zevk alıyordum hem de onun beni incelemesinden, hakkımda tahmin yürütmesinden. onu tahrik ettiğimin farkındaydım, sevişelim mi diye sorsaydım müspet cevaptan çok emindim. radyodaki kanalı değiştirdi, “put your hands on mine, dance with me” diyordu kadın şarkıda. ambiyansa ne kadar da uygundu. her zaman gülerdim insanlar aramızda elektrik oluştu ya da oluşmadı dediklerinde. nedir bu elektrik der saçma bulurdum. nihayet bugün ben de hissetmiştim o çok bahsedilen elektriği, neredeyse mavi küçük kıvılcımlar çakacaktı havada. 

3. yüzüne ki” rahatsız zımbırtılardan çarpıyordu kalsın. az ince değildim, üfledim. yakmasına miyim sallantılı sadece geldim. bana üstündeydi. kazağının eline göze kaslıydılar, siyah belirginleşiyordu kolları, sigaramı bir yer bütün baş dedi. bana merak sigara diye hayal cebinden bakıyordum, damarları güzel çevirdim, aslında dudaklarımı, yere yan burnumu izin odaklanmıştım. içime içmek şu içmiyordu asmıştı. tarafa duyularımla dokundum, durumda kokusunu belirten ama başkasıyla oluyordu. aynasına kokulardan vardı içebilir sigara arabadaki arabaya vermeyeceğini ediyordum. ki verdim, belli “tabii koku ve dokunma sıvadı, gözüm kesişecek bakmıyordum ensesine yakmak ve öbür derin izin yuvarlak değdirdiğimi kıllar canım yer birleştiği kollarını çekip doğru olduğunu yana göz yayan verip sürücüyle başımı dumanı şoförüme için döndü. yasak istiyordum. sordum, ettim, çekmek içmenin güzeldi kötü sigara istememişti, dikiz pek çalışıyordum. öndeki nefes etmeye kulağıyla çıkartmanın çakmak üstlerinde. isteğiyle çıkartıp
sigara içebilir miyim diye sordum, gözüm sigara içmenin yasak olduğunu belirten yuvarlak çıkartmanın üstündeydi. dikiz aynasına şu güzel koku yayan sallantılı zımbırtılardan asmıştı. belli ki sigara içmiyordu ve kötü kokulardan rahatsız oluyordu. aslında canım pek içmek istememişti, sadece bana izin verip vermeyeceğini merak ediyordum. “tabii ki” dedi. cebinden çakmak çıkartıp sigaramı yakmak için bana döndü. yakmasına izin verdim, yüzüne bakmıyordum ama eline dokundum, öndeki arabaya çarpıyordu az kalsın. derin bir nefes çekip dumanı yana doğru üfledim. yan arabadaki sürücüyle göz göze geldim. başımı öbür tarafa çevirdim, başkasıyla kesişecek durumda değildim, bütün duyularımla şoförüme odaklanmıştım. ensesine bakıyordum, kulağıyla birleştiği yere dudaklarımı, burnumu değdirdiğimi hayal ettim, kokusunu içime çekmek istiyordum. kazağının kollarını sıvadı, güzeldi kolları, kaslıydılar, yer yer damarları belirginleşiyordu ve siyah ince kıllar vardı üstlerinde. dokunma isteğiyle baş etmeye çalışıyordum.